Çocuk Hakları ve Çocuk Hakları Sözleşmesi Nedir?

Çocuk Hakları kavramı evrensel olarak, yasal veya etik olsun, dünya üzerindeki tüm çocukların (18 yaşından küçük bireyler) doğuştan sahip olduğu;

• Yaşama

• Sağlık

• Eğitim

• Barınma

• Fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma haklarının hepsini birden tanımlar.

Sosyolojik olarak bakıldığında, toplumların gelişimiyle birlikte çocuğa yönelik bakış açısı; ailenin malı, kölesi, bedava iş gücü, bağımlı birey bakışı açısından, zaman içinde evrilerek, 20. yüzyılda toplumun geleceğini belirleyen en önemli insan kaynağı olarak görülmeye başlanmıştır. Özellikle birinci dünya savaşı sırasında çocukların maruz kaldığı felaketler konuyla ilgili farkındalığın artışına katkı sağlamıştır. Çocukların erişkinlerden farklı haklara sahip olduğu ve bu hakların ayrıca tanınması gerektiği konusunda değişik ülkelerde başlayan farklı hareketler, 1924 yılında ilk kez 5 maddelik ‘’Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi’’ ile resmiyet kazanmış, genişletilmiş 54 maddelik son hali ise, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 20 Kasım 1989’ te kabul edilmiş ve bu özel tarih ‘‘Evrensel Çocuk Hakları Günü’’ olarak ilan edilmiştir. Dünya tarihinde en yüksek katılımlı, önemli bir insan hakları belgesidir, 196 ülke imzalamıştır. Bu sözleşmeyle; Çocuk Hakları’ nın korunması amaçlanmış ve taraf devletlerin bu hakların yaşama geçirilmesi için yükümlülüklere uymaları gerektiği hükme bağlanmıştır

Çocuk Haklarına dair Sözleşme maddeleri, dört temel çocuk hakkı üzerinde yükselir;

• Hayatta kalma hakkı; beslenme, barınma, yeterli bir yaşam standardı ve sağlık hizmetlerine erişim.

• Gelişme hakkı; çocukların tam potansiyellerine erişebilmeleri: eğitim, dinlenme, kültürel faaliyetler, bilgiye erişim, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü.

• Korunma hakkı; her türlü istismar, ayrımcılık, ihmal ve sömürüden korunma, kırılgan, mülteci, çalışan ya da istismara uğramış çocukların korunması, rehabilitasyonu gibi.

• Katılım hakkı; çocukların toplumlarında ve topluluklarda etkin rol alabilmeleri.

Bu haklar, çocuğun ailesine, toplumuna ve devletine ciddi sorumluluk verir. Ailenin yerine getiremediği görevler olduğunda devlet izlemesini yapar ve kusur, eksiklik görürse çocuğun gereksinimlerine sahip çıkar.

Ailenin sorumlu olduğu haklara bakıldığında; çocuğun temel fiziki gereksinimler olan, beslenme, sağlık hizmetlerine erişim (sağlık izlemi, aşıları, gerekli ise tedavi), barınma, giysileri, temizliğinin sağlanması, ev içi ve dışında güvenliğinin sağlanması bulunur. Diğer yandan gelişimi için, yaşıtlarıyla zaman geçirmesi, oyun, oyuncak, sunulması, kitap okuma, geziler, eğlence, kültür sahibi olması için çaba gösterilmesi, eğitiminin planlanması da ailenin görevidir. Ruhsal-duygusal yönden desteklenmesi, değerli hissetmesi ve dengeli, vicdanlı, özgür bir kişilik geliştirebilmesi için, olumlu ebeveynlik davranışları ile duygularının anlaşılması, yaşına uygun sorumlulukların ve söz hakkının verilmesi, sınır konulması fakat ceza verilmemesi, yaşına uygun biçimde bilgilendirilmesi sıralanabilir.

Toplumun sorumlulukları bölümüne, çocuk hakları ile ilgili farkındalık yaratılması ve yetişkin baskın, otoriter modelin, çocuk hak temelli bakışa evrilmesi çok önemlidir. Çocukla uğraşan, hizmet veren tüm kuruluşların çocuk haklarına saygı duyan ve çocuk dostu şekilde yapılanması, ayırım yapılmaması, çocukların özellikle kendileri ile ilgili karar süreçlerine katılımlarına izin verilmesi, yaygın halk eğitimleri, yerli ve yabancı sivil toplum kuruluşlarıyla işbirlikleri, sorumlu medya ve reklamcılık gibi pek çok toplumsal unsur bulunur.

Devletin sorumluluk alanı ise, çocuklar için hayati önem taşıyan eşitlik, adalet, eğitim, sağlık, güvenli yaşam gibi temel konuları kamusal politikalar izleyerek, toplumun bütününü kapsayacak, ekonomik eşitsizlikleri ortadan kaldıracak şekilde yapılanmasını gerektirir.

Çocuk Hakları Sözleşmesini imzalayan tüm ülkelerin sözlerini yerine getirmeleri dileğiyle

Prof. Dr. Selda Karaayvaz
Sosyal Pediatrist